Haberler
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
Haber Giriş Tarihi:02 July 2021 Friday

CEDAW komitesinin çıkardığı Genel Tavsiye Kararı 35 Hakkında
Haber Giriş Tarihi:02 July 2021 Friday

Çalışma Arkadaşımız Dilek Kumcu’yu kaybettik…
Haber Giriş Tarihi:01 June 2021 Tuesday

Anne Sütü İkame Ürünlerinin Uluslararası Pazarlamasına İlişkin Kod’un 40. yılı
Haber Giriş Tarihi:21 May 2021 Friday

Çocuk Dostu Turizm Diyalog Toplantısı
Haber Giriş Tarihi:30 April 2021 Friday


Ortaklarımızın Linkleri
Arşiv
İnsan Kaynakları
Micro Siteler
















Dünya Aşı Haftası
 

24 Nisan Dünya Menenjit Günü : Menenjitten aşılar ile korunmak mümkün!

Derleyen: Dr. Arzu Köseli

Menenjit Nedir?

Menenjit beyni ve omuriliği saran meninks adı verilen zarın iltihaplı hastalığıdır. Hastalığın en genel bulguları ateş, baş ağrısı ve ense sertliğidir. Hastalığın etkeni virüsler, bakteriler ve mantarlar olabilir. Bazı menenjitler kendiliğinden iyileşebilecek kadar hafif, bazıları ise hayatı tehdit edecek kadar ciddi olabilir.

Sık olmamakla birlikte, bazı durumlarda (kullanmakta olduğumuz ilaçlar veya tedaviler gibi) mikroorganizmaların dışındaki nedenlerle de, zarda inflamasyon, yani beyaz kürlerin ve vücudun savunma sisteminin cevabı ortaya çıkabilir. Bugün için gelişmiş tıbbi olanaklara ve çok etkili antimikrobiyal ilaçlarımıza rağmen menenjit çok yüksek oranda ölüme neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Özellikle bakterilerin neden olduğu menenjit hem ağırlığı, hastalık nedeniyle yaşanan kayıplar hem de hastalıktan kurtulanlarda, sonrasında getirdiği komplikasyonlar, sekeller nedeniyle aslında tüm yaş gruplarının en önemli bulaşıcı hastalığıdır.

Menenjit nasıl bulaşır?

Menenjit etkenlerini düşündüğümüz zaman aslında onların da ağırlıklı olarak damlacık yoluyla bulaştığını görüyoruz. İnsanların konuşurken ve daha nadiren nefes alıp verirken çıkarttıkları küçük damlacıkların içerisinde bu mikroorganizmalar yerleşebiliyor. Menenjite neden olan organizmalarda her zaman herkeste direkt hastalığa neden olmayıp ağız ve burun bölgesinde yerleşerek burada bizim tabirimizle kolonize olabiliyorlar yani, hastalığa neden olmadan boğazımıza yerleşebiliyorlar yani biz o mikroorganizmalara belirli bir süre ev sahipliği yapabiliyoruz. Bizimle birlikte bu mikroorganizmalar yaşayabiliyorlar ve biz hasta olmasak da bir başkasına, bir yakınımıza, çevremize konuşurken ya da daha yüksek sesle bağırırken, daha nadirense nefes alıp verirken çıkarttığımız o küçük damlacıklar ile saçabiliyoruz. Menenjite neden olan pnömokok, Haemophilus influenzae, meningokok da genellikle bu damlacık yoluyla bir kişiden bir başka kişiye geçiyor veya bulaşıyor.

Menenjit kimlerde görülür?

Menenjit tüm yaş gruplarında görülebilir. Bununla birlikte, bazı yaş gruplarında ise biraz daha sık görülmektedir. Bir diğer ifade şekli ile menenjit özellikle çocukluk çağında ve yaşamın erken döneminde daha sıktır. Özellikle de aşıların yaygın uygulamalarından önce, çocukluk çağında daha sık görülüyordu. Bugün artık aşı uygulamalarımızla beraber özellikle menenjite neden olan bazı mikroorganizmaların azaltılması hatta bazılarının tamamen ortadan kaldırılmasıyla menenjit sayısında çok büyük azalma sağlanabilmiştir. Bununla birlikte dünya genelinde hala menenjit bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümlerin ilk 10 nedeninden bir tanesi olmaya devam etmektedir. Menenjit geçirenlerin, yüzde 30 ile yüzde50'sinde nörolojik sekeller kalabilmektedir.

Çocukluk çağında rutin aşı uygulamalarıyla Türkiye’de menenjitte çok büyük bir başarı elde ettik. Menenjitin en korkulan şekline, özellikle ciddi hastalığa ve ölüme, sakatlığa bakteriler neden olmaktadır. Bakteriler arasında üç bakteri türü; Streptococcus pneumoniae (genel olarak pnömokok olarak ifade ediyoruz), H. influenzae tip b ve Neisseria meningitidis (kısaca meningokok olarak ifade ettiğimiz) etkenler bakteriyel menenjitlerin yüzde 95'inden fazlasına neden olmaktaydı. Pnömokok (zatürre etkeni olarak da en ön sırada yer almaktadır) tüm yaş gruplarında, Haemophilus influenzae tip b, eskiden özellikle ilk 6 yaşta ve meningokok, yine tüm yaş gruplarında menenjite neden olmaktadır. Bu mikroorganizmalardan pnömokok için aşılamayı çocukluk çağında rutin olarak yapıyoruz ve 2., 4. ve 12. aylarda aşı uygulayarak çok ciddi anlamda pnömokok menenjitlerinde ve zatürelerinde azalma sağladık. Haemophilus influenza tip b (Hib) ilk 6 yaşta görülen menenjit etkeniydi ve çok sık çocuklarda menenjite neden oluyordu. Bundan önceki yıllara baktığımızda çocuklarda özellikle yaşamın ilk üç yılında menenjitin en sık etkeni iken, Haemophilus influenza tip B aşısının beşli aşı, yani karma aşı şeklinde 2., 4., 6. ve 18. aylarda uygulaması sonrasında artık görülmez hale geldi. Yani biz bu iki etkenin neden olduğu menenjitlerde çok büyük bir başarı elde ettik. 

Bunun dışında kalan diğer bir mikroorganizma olan, Neisseria meningitidis yani meningokok ise artık bugün daha az gördüğümüz (diğer bakterilerin neden oldukları çok çok azaldığı için) menenjitlerin en sık etkeni haline gelmiş durumda. Tüm yaş gruplarında özellikle bebeklikte daha ön planda olmak üzere, çocuklukta ve aynı zamanda da yetişkinlerde de yine bizim karşımıza menenjit etkeni olarak çıkıyor.

Menenjitin belirtileri nelerdir?

Çocuğunuzda bu belirtiler varsa acele edin.

Menenjit aslında hem toplum, hem doktorlar hem de sağlık çalışanları olarak en tedirgin olduğumuz hastalıklardan bir tanesi çünkü çok yüksek kayıplara ve sekellere neden oluyor.

Menenjitin bir başka özelliği de hızlı yayılması; çocuklarda özellikle ateş, şiddetli baş ağrısı ve kusma gibi şikayetler olduğu anda mutlak bir doktora başvurulması bu bakımdan önemli. Ani başlayan ateş beraberinde bir baş ağrısı ki çocuklar bazen bunu ifade edebilirler. Daha öncesinde böyle bir şikâyeti olmayan bir çocuğun ateşi başlıyor, baş ağrısı oluyorsa bir de buna kusma ekleniyorsa mutlak doktora başvurmak gerekiyor. Özellikle böyle bir durumda ciltte daha önce görmediğimiz bir döküntü yani bir lezyon ortaya çıkıyor ise acil doktora gidilmesi gerek. Çünkü hekime erken gidiş ve tedavinin erken başlanması sakatlıkları çok azaltırken hayatta kalma şansını da çok artırıyor. Tedavideki gecikme özellikle doktora başvurudaki gecikme kayıplardaki en önemli neden.

DİKKAT:  çocuklarımızın aşılarının tamamlanmasını sağlaması ve ateş, baş ağrısı, kusma gibi şikayetlerin varlığında hiç vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.

Menenjitin komplikasyonları nelerdir?

İşitme bozuklukları, beyin hasarı, görme bozuklukları, bellek sorunları, yürüme problemleri, böbrek yetmezliği, şok, epilepsi ve ölüm başlıca komplikasyonlardır.

Menenjitden korunma yolları nelerdir?

Sık sık ellerin yıkanması, aşılar, hijyen kurallarına dikkat edilmesi, aksırırken öksürürken ağzın kapatılması, hamilelerde iyi pişirilmemiş gıdaların tüketilmemesi başlıca korunma yöntemleridir.

Menenjite neden olan bakterilere karşı elimizde çok etkili aşılarımız var: Pnömokok, Hib ve menengokok aşıları ile menenjitten korunabiliriz.

Bugün aşı ile korunma ile pnömokok ve Heamophilius influenza tip b artık neredeyse görünmez hale geldi. Meningokoksemi veya meningokok menenjiti ise bugün en sık gördüğümüz bakteriyel menenjit etkeni olarak karşımıza çıkıyor. Bu bakımdan meningokok menenjitinden de korunmak önemlidir. Bugün meningokok bakterilerinin birkaç çeşidi olduğunu biliyoruz ve bunlara karşı da elimizde çok etkili aşılarımızın olduğunu biliyoruz ve bu aşılarla meningokoktan da korunma, meningokok menenjitini de önleme şansımız var. 

Özellikle savunma sistemi iyi olmayan, mesela dalak ameliyatı geçiren, dalağı alınan ya da bazı kan hastalıkları olanlarda özellikle kansızlığın beraber olduğu kan üretiminin sıkıntılı olduğu bazı hastalıklarda menenjit riski artabiliyor. Bazı durumlarda savunma sistemimizin çalışma elemanlarının eksiklikleri olabilir ve daha spesifik olarak vücudumuzun cevap mekanizmalarının bazılarında eksikliklerin olması durumunda da menenjit riskinin arttığını meningokok hastalıkları riskinin arttığını, pnömokok hastalığının daha fazla olduğunu biliyoruz. Böyle durumlarda da doktorlarının önerisi ile mutlaka aşılarının uygulanması lazım.

Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde hac ve umreye gidilirken, ücretsiz olarak karşılanmakta olan bu aşılar mutlaka gitmeden en az iki hafta önce yaptırılmalı.

COVID-19 döneminde Çocuklarımıza vereceğimiz en güzel hediye aşılarına de aksatmadan devam etmek.

COVID-19 salgınıyla 2020 Mart ayında ülke olarak karşılaştık ama dünya geneline baktığımızda dünyada Çin'in 2020 Ocak ayı, Avrupa'nın ve Amerika'nın etkilenmesi ise 2020 şubat ayı itibari ile başlamıştı.

Pandemiyi değerlendirirken, salgının farklı etkilerini de göz önüne almalıyız. Dünya genelinde özellikle aşı uygulamasında kişilerin sağlık merkezlerine gitme tedirginlikleri nedeniyle aşılama oranlarında bazı ülkelerde düşmeler oldu. Sağlık çalışanlarının özellikle de aile hekimlerinin büyük çabasıyla çocukluk çağı aşı uygulamalarımızda ciddi bir azalma olmadı ama çocuklarımızın aşılarına COVID-19 döneminde de aksatmadan devam etmeliyiz. Çocuklarımızın aşılarını eksiksiz ve tam olmasına mutlaka özen göstermeye çalışmalıyız.

 Aşıların insan sağlığı ve yaşam süresinin etkileri bilinen bir gerçek. COVID-19 salgınında biz aşıların aslında ne kadar önemli olduğunu, aşıların sağlık için ne kadar katkı sağladığını gördük. İnsanın sağlıklı su, temiz su içmesi ile beraber ortalama ömrü 20 yıl kadar uzamıştı. Aşılar ise bunun üzerine ilave 12 yıl daha sağladı. Bugün başka hiçbir girişim, ilaç, tedavi ortalama insan yaşamına böyle ciddi bir katkı sağlayamıyor. Onun için de aşılar bizim açımızdan en önemli ve mutlaka uygulanması da gerekli olan yaklaşımlar.

Rahim ağzı Kanserinden korunmak için HPV Aşısı

Derleyen: Dr. Arzu Köseli

Rahim ağzı kanseri nedir?

Rahim ağzı kanseri, HPV (humanpapillomavirus) virüsünün sebep olduğu bir kanser türüdür. HPV cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir ve yol açtığı Rahim ağzı kanseri ise dünyada kadınlarda, meme kanserinden sonra görülen en yaygın kanser türüdür. Çoğu virüs hastalığında olduğu gibi HPV de bir kez vücuda girdiğinde hücreler içinde yerleşir ve bu yüzden kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak Kabul edilir.Rahim ağzı kanser olgularının yaklaşık % 70 inden HPV 16 ve 18 tipleri sorumludur.

Rahim ağzı kanserinin belirtileri nelerdir?

Erken belirtileri, rahim ağzında dokunmakla kanayan, kaba, kırmızımsı yaralar şeklinde görülür. Rahim ağzı kanseri genital sistem muayenesi ile görülen çeşitli büyüme paternleri gösterir. Orta derecede ilerlemiş rahim ağzı kanseri olan kadınlar ise sıklıkla şu belirtilerden bir veya daha fazlasını gösterirler; iştah azlığı, kilo kaybı, halsizlik, kasık ağrısı, sırt ağrısı, bacak ağrısı, tek taraı bacak şişmesi, aşırı vajinal kanama. Hastalığın ileri düzeyinde; adet dönemleri arası ara kanamalar, cinsel ilişki sonrası oluşan kanama, aşırı akıntı, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, bel ağrısı, alt karın ağrısı, bacaklarda ödem, ciddi anemiye bağlı nefes darlığı da görülebilir. Bununla beraber, vajinal akıntıda artış ve cinsel ilişki sırasında ağrı da servikal kanser belirtileridir. Hastalığın ilerleyen safhalarında; abdomen, akciğer ve başka diğer bölgelerde metastazlar görülebilir. Kanserli dokuların kan ve lenf damarları yardımı ile ya da direkt başka bir alana sıçraması “metastaz” olarak tanımlanır.

Korunma yöntemleri nelerdir?

Serviks (rahim ağzı) kanseri önlenebilir bir hastalıktır.

Erken tanı (tarama) ve aşılanma HPV’ den korunmanın en etkili yöntemleridir.

HPV aşısı, rahim ağzı kanserinden sorumlu HPV 16 ve 18 tiplerini hedef almaktadır. Şu an ülkemizde eczanelerden temin edilebilen iki tip HPV aşısı vardır: Cervarix (GlaxoSmithKlinen üretimli) ve Gardasil (Merck üretimli). Bu iki aşı da Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ABD Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) ve Avrupa İlaç Kurumu tarafından güvenirliliği onaylanmış aşılardır.

HPV aşısının uygulanma yaşı ve kullanım dozu nedir?

Aşı, en iyi korunmayı sağlaması için 9-12 yaş aralığında yaptırılması önerilmekte ancak 26 yaşına kadar yaptırılabilmektedir. Erken yaşlarda yaptırılması ileriki yaşlara nazaran aşının antikor üretiminin daha fazla olması açısından önemlidir. Gardasil (HPV aşısı) canlı virus taşımayan bir aşı olup 6 aylık süre içerisinde 3 doz şeklinde uygulanmaktadır. Rahim ağzı kanseri ve genital siğillere neden olan 4 tip viruse karşı yüksek derecede etkin bir aşı olarak kabul edilmektedir.


 

Uluslararası Çocuk Merkezi, Bilkent Üniversitesi, Merkez Kampüs, Kütüphane Binası, 06800 Bilkent / Ankara
T. +90 312 290 23 66 - F. +90 312 266 46 78 - e-posta: icc@icc.org.tr
© ICC 2012